fbpx
GündemKişisel Gelişim

Neden Şiddet Uygularız?

Bu yazıda insanın şiddete eğilimi konusunu konuşacağız. Neden şiddete başvuruyoruz? Neden sıkıştığımız her an kavga etme eğilimindeyiz? Şiddet Nasıl Önlenir? Sorularını bugün sizler için cevaplamaya çalıştım. Umarım hoşunuza gider. Keyifli okumalar dilerim.

Bir İnsan Neden Şiddet Uygular?

Aslında net verilere ve tarihi bilgiye sahip olduğumuz bir konu değil bu. Kimileri şiddetin sonradan doğduğuna inanıyor, türlerin kendi içinde savaşmadığını iddia ediyor. Kimileriyse, insanın ortaya çıktığı ilk andan beri hayvansal bir yaşama içgüdüsüyle birlikte şiddete eğilimi olduğunu savunuyor. Bizim bildiğimiz bir Habil, Kabil olayı da var. İlk insanların bile kıskançlığa sahip olduğunu ve şiddete, cinayete meyilli olduğunu görüyoruz.

Burada sizlere kesin veriler sunamayacağım ama günümüzdeki şiddet eğilimlerinin sebeplerini anlatacağım. Şiddeti nasıl yenebileceğimize dair birkaç şey söyleyeceğim.

Şiddet Nedir?

Şiddet bir tepki ve cevaptır. Daha önce de ideal ahlak sistemi yazımda anlattığım gibi; kimse anasının karnından kötü doğmaz. Bizim ahlaki anlayışımıza göre şiddet; zararlı ve kötüdür. Demek ki insan kötülüğü dışarıdan öğrenmiş ya da aklını yeterli kullanamaması onu kötülüğe itmiştir.

İlk olarak bizim kötüye ve iyiye bakışımızı konuşmak lazım. Zeka ve yücelik tanımımızı tekrar gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hep şöyle bir algı vardır ya; biri çok detaylı bir plan yapar ve bir bankayı soyar. İnsanlar da der ki; ne zeki adam, herkesi ayakta uyuttu. Ya da yaptığı işe bak, ne kadar büyük. Bizim bakışımız bu şekilde olduğu sürece kötü şeyler yapılmaya meyilli hale geliyor. Şiddetin ve kötülüğün önemli olması, onu pozitif yapmaz.

Aslında burada halk olarak, bu tarz olaylara bakışımızı değiştirmemiz lazım. Bir sayı doğrusu düşünün. Yaptığımız iyilik + yönde sonsuzluğa yaklaşırken, kötülük ise – yönde sonsuzluğa yaklaşır.

Şiddet, İyilik ve Kötülük Doğrusu

Matematikte 0 bile – den oldukça üstündür. Aslında o detaylı düşünülmüş hırsızlık eylemi de eksi yönde olduğu için büyük değil, tam tersine çok küçüktür. Öyle bir eylemi yapan insan da büyük ya da zeki insan değil tam tersine büyük bir “aptaldır”.

Bizim önce bunun farkına varmamız gerekiyor. Tanımsal yanlışımız, algımızı yönetiyor. Önce tanımımızı değiştirelim, sonra da algımızı. Başka türlü şiddet konusuna giriş dahi yapamayız.

Toplumun ve Ailenin Üstünlük Algısı

Burada toplumun ve ailenin menfaatçi tavrı ve egosu da oldukça etkili rolde. Şiddetin ortaya çıkmasında, ailevi öğretinin ve toplum algısının da etkili olduğunu görebiliyoruz.

Başta söylediğim gibi, şiddetin doğuşu konusunda herkes farklı görüşler sergilemiş. Fakat, bazı ortak sonuçlarımız da var. Örneğin, insan güç için şiddete başvurmuş. Çünkü fiziksel bir şekilde, kolaylıkla güce sahip olabiliyorsunuz. Tarihin her döneminde bu böyle. Eğer iki akılsız karşı karşıyaysa güçlü olan kazanır mantığı var. Onun haricinde ailevi öğretiler burada oldukça etkili rolde. Fiziksel olarak kendini üstün gören, bunu kullanması gerektiğini düşünüyor. Çünkü küçüklüğünden beri öyle eğitiliyor. Ahlaki ve toplumsal bir problemimiz bu.

İnsan Savaşı Nereden Öğrendi?

İnsanın aslında, savaşmayı bilmesi ne kadar kötü bir şey. Maalesef savaşmaya mecbur hissediyoruz. Bir insan çocuğuna kavga etmeyi öğretmek zorunda kalıyor, yoksa dayak yiyor çocuk. Haklı yönleri de var aslında. Dışarıda tehdit olduğu sürece, toplumun her parçasının savaşmayı, şiddeti bilmesi zorunludur. Bir devlet, keyfinden halkını askere göndermez. Profesyonel askerler varken, bizim gibi amatörlere aslında ihtiyaç yok. Ya lazım olursak, düşüncesiyle askerlik zorunlu halde. Dış tehditler bizi buna itiyor, maalesef şiddeti öğrenmek zorunda kalıyoruz.

Savaş Fotoğrafı

Şiddetin Temeli 

İşin temeline inecek olursak, çok aciz canlılarız. Birbirimize karşı kin güttüğümüz için, bir gün lazım olur diye kavga etmeyi, savaşmayı, şiddeti öğrenmek aslında çok acı bir gerçektir.

Küçüklüğünde kavga etmeyen neredeyse yoktur. Bizim oralarda, sınıf kavgalarından tutun, mahalle kavgalarına, çete kavgalarına kadar şiddet oldukça yaygındı. Şu an da pek azalmışa benzemiyor.

Aile içi şiddetin yaygın olduğu bir ülkede olmamız; çocukların bu şiddeti dışa vurarak göstermesine sebep oluyor. Evde şiddet gören çocuk, okulda arkadaşlarına uyguluyor. Emin olun, aile yapısı oturduğu takdirde dünyada problem falan kalmayacak.

Televizyon Dizilerinin Şiddete Etkisi

Burada televizyon dizilerinden bahsetmemek olmaz. Vurdulu kırdılı mafya dizileri ülkemizde oldukça yaygın. Senariste ya da oyunculara sorsan; onlar şiddetin yanlışlığını gösteriyor. Fakat bu tavırlar insanlara o şekilde geçmiyor. Mafya gibi olursan daha çok saygı görürsün, daha çok kazanırsın alt mesajı var onlarda. Bu, özellikle de çocukların dikkatinden kaçmıyor. Büyük bir ahlaksızlığı zevkle izletiyorlar millete. Hatta o kötü karakterlere karşı o kadar büyük bir sempati yaratılıyor ki, insan içten içe, onların galip gelmesini istiyor.

Bir anket yapılmıştı. Maço erkeklerden mi hoşlanıyorsunuz? Yoksa, kibar ve nazik olanlardan mı? Diye. Kadınların büyük çoğunluğu maço olanlardan hoşlandığını söyledi. Aslında bu büyük bir toplumsal problem. Bu sefer bir döngüye giriyor. Erkek diyor ki; kadınlar böyle hoşlanıyorsa, benim de maço olmam lazım. Bu sefer, neslin ahlakı ve tavırları bozuluyor. Burada kadın cinsinin bir probleminden bahsetmiyorum. Toplumsal olarak bize dayatılan bu tarz dizilerin; sevgi, aşk algımızı ne kadar değiştirdiğinin bir kanıtı bu.

Asıl problemse bu tip dizilerin televizyonda var olması. Dijitalde ya da sinemada bu tarz filmlere karşı değilim. Belirli bir yaş sınırlaması getirirsin, çocuğun kontrolü ebeveynde olur. Televizyonda olunca, destursuz bir şekilde evine giriyorlar. İstemesen de bazı programların, dizilerin varlığından haberdar oluyorsun. Özellikle çocuklar için çok zararlı bir şey bu.

Milliyetçiliğin Yanlış Yorumlanması

Bir diğer sorun ise milliyetçiliğin yanlış yorumlanması. Maç izlerken, ya da herhangi bir film izlerken, kendi milletinden olan kazanınca diğerleri insan değilmiş gibi davranılıyor. Bir Türk futbolcu, milli maçta yabancıya küfür edince; aslanım sana helal olsun diyoruz. Ama bize karşı biri bir şey deyince, ona karşı küfrümüzü esirgemiyoruz.

Irkçılık, Ayrımcılık ve Şiddet İlişkisi

Bu milliyetçilik ya da ülkeni sevmek falan değil. Bu ırkçılık, ayrımcılık. Şiddeti doğuran şeylerden biri de bu. Haklıya ve haksıza bakmamız gereken yerde milliyete bakıyorsak, biz ırkçıyız demektir. Maalesef biri sırf bizden diye masum oluyor gözümüzde. Bu şekilde doğruyu yanlışı ayırt edemeyiz ve şiddeti meşrulaştırmış oluruz.

Şiddete Çözüm Önerisi

Çözüm önerime gelirsek. Devlet kurumunun varlığı burada pozitif yönde kullanılabilir. Televizyonda, uyarı işaretinin hiçbir şey ifade etmediğini artık biliyoruz. Merkezi yönetim televizyonlardan bu tarz şiddet vakıalarını kaldırabilir. En azından, küçüklerin erişemeyeceği noktalara taşınabilir. Bu kimsenin özgürlüğünü de sınırlamaz. Pozitif bir şekilde neslin korunmasına fayda sağlar.

Toplum olarak, iyi ve kötü kavramlarını başta bahsettiğim şekilde sanki bir sayı doğrusu gibi düşünebilir ve kötülüğe prim vermeyebiliriz. Bu da bizim ve geleceğimiz için önemli bir adım olur.

Son olarak da hep söylediğim gibi aile. Ailede nasıl eğitim veriliyorsa, çocuğun yaşayışı da o şekilde olur. Kimi ilerleyen yaşında öğrendiği bu kötü öğretileri pozitife kullanır. Ona öğretilen yanlışlardan ders çıkarıp iyiye yönelir. Kimiyse kendi dünyasında o yanlışı doğru görüp, hayatına devam eder.

Bir örnekle anlatıyım; babası çocuğunu dövüyorsa, büyüyen o çocuk; ben asla kendi evladımı dövmeyeceğim diyebilir. Fakat babasının yolundan da ilerleyebilir. Genelde 3. Bir seçenek aranmaz. Aile; gelecekte bu kadar etkiliyken, bu kurumu göz ardı etmemeliyiz. Aile kavramı üzerinde durmalı ve doğru bir yapı inşa etmeliyiz.

Aşağıda maddeler halinde, şiddeti önleme yollarını anlattım. Kısaca görmek isteyenler için öneririm.

Şiddet Nasıl Önlenir?

  • Aile yapısını düzgün bir şekilde oluşturarak.
  • Eğitimi, evrensel ahlaka göre düzenleyerek.
  • Irk, dil, din ayrımı yapmayarak.
  • Erkek, kadın ayrımı yapmayarak.
  • Televizyon dizilerini kısıtlayarak.
  • Kötülüğe prim vermeyerek.

Son

Umarım yazım hoşunuza gitmiştir. Çözüm önerileriniz varsa, lütfen yorumlarda belirtin. Aşağıdan, bu yazının video halini izleyebilir ve Youtube kanalıma abone olabilirsiniz. Görüşmek üzere, kendinize iyi bakın.

Kazım Gökay Çiftci

Sorgu Vakti Kanalı kurucusu. Onlarca madalyaya ve kupaya sahip eski basketbolcu. SEO Uzmanı ve yazar. Bir sloganı da var; "hayatını anlamlı yaşa!"

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu