fbpx
FelsefeSorgu Vakti

Felsefe Nedir?

Felsefe, yüzyıllardır hayatımızda var olan ve tam olarak anlamlandıramadığımız bir alandır. Özgür düşünceyi savunan felsefe, bu özgür düşüncenin altında bir sürü farklı tanıma ev sahipliği yapmıştır. Bu yazıda sizlere felsefe nedir? Sorusunu cevaplayacağım ve felsefe konusunu detaylarıyla anlatacağım. Felsefe ile ilgili aklınıza gelen bir sürü soruya bu yazıda cevap bulabileceksiniz. Keyifli okumalar dilerim.

Felsefe Ne Demek?

Felsefe kelimesinin ne anlama geldiği her zaman merak konusu olmuştur. Hangi yazıyı açsanız; philo ve sophia kelimelerinin birleşiminden felsefenin oluştuğunu söylerler. Artık bunu hepimiz biliyoruz. Kısa bir tanım yaparsak; felsefe, bir konunun bütünü ile ilgilenen, anlam ve neden üzerine yoğunlaşmış düşünce alanı diyebiliriz.

Felsefenin tanımı aslında filozoftan filozofa göre değişir. Her insan bir filozoftur ve kendi felsefi dünyasında, hayal gücü kadar yol alabilir. Yol almak derken de bunu, uzay boşluğundaki bir macera olarak düşünebilirsiniz. Bir yere gidiyorsunuz ama doğrusu, yanlışı yok. Boşlukta, öylece gidiyorsunuz. İlerlemek de denemez aslında. Felsefe, işte böyle bir şey. Bazen ona akıl sır ermez.

Dedik ya; felsefe yapana filozof denir. Peki kimdir bu filozoflar? Gelin daha yakından bakalım.

Filozof Nedir? Felsefe ve Filozof İlişkisi

Aslında modern bir filozof tanımına sahibim. Düşünen her insana filozof diyorum ben. Hepimiz birer düşünürüz. İstemediği zaman kafasındaki düşüncelere dur diyebilen yoktur herhalde? Bence yok. Tıbbi olarak da bu neredeyse imkansız. İnsanın kafasında istemli istemsiz bir sürü fikir dolaşıyor. Çok detaya girmeyeceğim ama bunların bilinçaltında olanlarına fikir, bilinçte olanlarına ise düşünce diyebiliriz.

Tabii farklı tanımlar da var bu konuyla ilgili. Bu düşünceler madem ki olmazsa olmazımız, o zaman bu düşünceleri kaliteli hale getirmemiz gerekiyor. Daha önce https://kazimgokay.com/din-ve-toplum-iliskisi/ yazımda anlattığım gibi; bizler, düşünme ile mükellef canlılarız. Bu yüzden; düşünür, sorgular ve felsefe yaparız.

Düşünen Adam

Filozof tanımının klasikleşmiş halini de belirtmekte fayda var. Filozof; felsefe bilimine katkısı olan ve düşüncede çığır açan insan olarak tanımlanır. Dilerseniz sizlere düşüncede çığır açmış bazı filozoflardan bahsedeyim.

Düşüncede Çığır Açmış En Ünlü Filozoflar

Burada sizler için sekiz adet ünlü filozofu listeledim. Elbette bu, kişisel ve rastgele bir liste. Kendi top 8 listem değil. Zaten, en iyi sekiz filozof diye bir liste yapmak da saçma olurdu. Ben, hem tanınmış filozofları listeye ekledim hem de tanınmalarının yanı sıra, ilgi çekici özellikleri olanları. İçlerinde bildikleriniz de olacaktır, belki bilmedikleriniz de. Aşağıdaki filozoflar hakkında detaylı araştırma yapmanızı şimdiden tavsiye ederim.

1- Sokrates (Socrates)

Milattan önce üç yüzlü yıllarda yaşamış olan Sokrates; Antik Yunan felsefesinin kurucularından sayılır. Sanatçı bir aileden gelmesi, onun felsefe hayatında olumlu rol oynamıştır. Bir heykel tıraşın çocuğu olan Sokrates, kurucusu olduğum Sorgu Vakti kanalının da ilk sloganının sahibidir. Sokrates; “Sorgulanmamış bir hayat, yaşamaya değmez”. Felsefeye başladığım dönemlerde bu sözü beni oldukça etkilemişti. Şu an da bir nevi, sözünü amaç edindim diyebilirim.

Kendisi, sokak sokak gezip diğer filozoflarla tartışmasıyla bilinir. Hatta, hazır cevap olması sayesinde hiç yenilmediği de söylenir. Felsefe yapanların mutlaka Sokrates’i araştırmasını öneririm.

2- Francis Bacon

Tümevarımı savunan felsefecilerden biridir. İngiliz felsefesinde önemli bir rol oynamıştır. Bilimsel düşünce konusunda çalışmalarda bulunmuş, uzay ve zaman hakkında görüşlerini belirtmiştir. Kendisinden iyi bir felsefeci olarak bahsetmek kesinlikle doğru olur. Onun hakkında söylemek istediğim ilginç bir şey daha var. Kendisinin Shakespeare olduğu iddia edilmekte. Özellikle son dönemde çıkan kanıtlar bunu destekliyor.

Shakespeare’in zaten düşündüğümüz kişi olmadığını biliyoruz. Aslında o isimli bir şair yok, bir tüccar var. Shakespeare takma adını kimin kullandığı halen meçhul ama bunun Francis Bacon’u daha ilgi çekici hale getirdiği kesin. (Ayrıca kendisi Sinirbilimci Sinan Canan’a da benzemektedir 🙂 )

3-  Aristo (Aristoteles)

Aristo, hakkında konuşulması gereken düşünürlerden biridir. Bilimin neredeyse her alanıyla ilgilenmiştir. Zaten, birçok “eski” filozofta görüyoruz bunu. Yalnızca felsefe ile kalmayıp; fizik, psikoloji, biyoloji, mantık, astronomi gibi alanlarla da ilgilenmişler. Aristo, Platon’un okulunda yetişmiş. İlerleyen zamanlarda Büyük İskender gibi tarihte önemli yeri olan isimlere ders vermiştir. Zaten, saydığım isimlerin benzer tarihte yaşayanları genelde birbirinden eğitim almışlar.

Aristo’yu diğerlerinden ayıran en büyük unsur; bilim dünyasına ışık tutması, diyebiliriz. Yüzyıllar boyunca görüşleri dikkate alınmış, hatta derslerde anlatılmıştır. Çalışmaları, onunki kadar uzun dönem hükümdarlık yapmış pek az insan vardır(Yaklaşık 1500 sene).

4- Pisagor

Birçoğunuz onu matematikçi olarak bilir. Pisagor teoremi ile az uğraşmadık. Bir matematik sever olarak, Pisagor’un tarihteki önemli karakterlerden biri olduğunu söylemek isterim. Felsefe kelimesinin isim babası da Pisagor’dur.

Kendisi hakkında sapık bir tarikat lideri söylemleri var. Bu yazı ile alakalı olmadığından, hiçbir filozof için bu iddiaların detayına girmeyeceğim. Fakat, şu bir gerçek ki; tarihte “önemli” işler yapmış birçok ismin karanlık tarafı da var. Biz şimdilik, yaptığı ya da yaptığı söylenen iyi işler ile yetinelim.

İlginçtir ki, Pisagor’un bizzat sahip olduğu eserler günümüzde yoktur. Onun kalemini maalesef göremedik. Kim bilir, belki de Pisagor aslında düşündüğümüz insan değildir? Elbette bunu bilemeyiz. Fakat bu, onu araştırmamız için iyi bir sebep bence. Pisagor kimdir? Gibi bir merakınız varsa, onu mutlaka araştırmanızı öneririm.

5- Heraklitos

Kendisini toplumdan soyutlamış bir filozoftur. Dağda-bayırda gezer, dolaşırmış. Yaşadığı toplumu ve insanları beğenmemesi, onu bu soyutlanmaya itmiş. Heraklitos kuramları ile oldukça dikkat çekmiştir. Onu değerli kılan bir şey ise kendinden sonraki filozofları oldukça derinden etkilemesidir. Filozoflar arasında en çok örnek alınanlardan biri Heraklitos diyebilirim. Hatta bazı düşünürler tarafından adeta tapınılan bir isimdir.

6- Platon (Eflatun, Aristokles)

Platon, hepinizin bildiğini düşündüğüm bir felsefeci. Zaten, bu madde de dahil olmak üzere, pek farklı isimlerden bahsetmedik. Kendisi Sokrates’in öğrencisi ve Aristo’nun öğretmeni. Kurduğu okulla, Aristo gibi isimlere ders veren Platon, ölümünden sonra da oldukça etkilidir. Öğretileri ve kurduğu okul, uzun süre yıkılmadan eğitim yuvası olmuştur. Birçok yapıtı günümüze ulaşan Platon, bu alanda dönemindeki insanlardan ayrılır.

Platonik aşk kavramının Platon’dan esinlenildiği söylenir. Kendisi; aşkın, cinsellik ve bedenselliktense ruhsal boyutta olduğunu söylemiştir. “İdealar teorisi” onun hakkında en çok konuştuğumuz şey olabilir. Bence, kendi yazmalarına bu kadar kolay erişebiliyorken onları okumadan geçmek mantıklı değil. Eğer felsefeye yeni başlıyorsanız, ufkunuzu açmak için Platon okuyabilirsiniz.

7- Hypatia

Filozoflarda erkek hegemonyasından kurtulmanın vakti gelmişti. Maalesef, felsefe konusunda da bildiğimiz isimlerin çoğu erkek. Hypatia, tarihte önemli bir rol oynuyor. Görüşlerini özgürce ifade edebilmek, o dönemdeki bir kadın için gerçekten çok zor. Birtakım zorluklar yaşamış elbette, öyle güle oynaya fikrini savunamamış. Kendi yazmalarına ulaşamıyoruz fakat, ona yazılmış birçok mektup bulunuyor.

Ölüm şekliyle ve meşhur İskenderiye Kütüphanesi’nin yangınına tanıklık etmesiyle bilinir. Tabii İskenderiye Kütüphanesi’nin yangını başlı başına konuşulması gereken bir konu. Ne zaman ve neden yakıldığı konusunda bir sürü itilaf bulunuyor. Şimdi detaya girmeyeceğim. Hypatia hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız; Agora filmini izlemenizi öneririm. Hypatia’yı çok iyi anlatıyor diyemem ama bu tarz filmlere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. O yüzden, değerli ve izlenmesi gereken bir yapım.

8- Rene Descartes

Modern felsefe denince akla ilk gelen ismi buraya yazmamak olmazdı. Felsefeyi, bilgiyi nesnelleştirme aracı olarak görüyordu. Yaşadığı dönemde de çok karşıtı bulunmaktadır. Descartes; “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözüyle bilinir. Kendisi birçok insanın düşünce biçimini değiştirmiştir. Hayata bakış açısı konusunda da önemli bir karakter olduğunu düşünüyorum.

Buraya yazılabilecek, inanın bana çok isim var. Eminim, bana kızanlarınız olacaktır. Hegel, Konfüçyüs, Camus, Marx, Locke… Neden yoklar? Diyor olabilirsiniz. Bu 8’i, başta da dediğim gibi, en iyi sekiz olarak görmeyin. Bilmeyenler için örnek olması niteliğinde sekiz ismi listeledim. Bence, hepsi araştırılmaya değer isimler. İyilikleriyle ve kötülükleriyle birlikte, hepsi felsefe bilimine katkı sağlamış, bu bir gerçek.

Felsefe Bilim Midir?

Dikkat etmişsinizdir elbet. Özellikle “felsefe bilimi” ifadesini kullandım. Birçok tanımda da bu şekilde geçer. Bu konuda oldukça çetin tartışmalar var. Felsefe bilim midir? Yoksa kendi başına giden apayrı bir “şey” midir? Bunu dilerseniz, daha detaylı inceleyelim.

Bu konuda aslında tam olarak nereye bakacağımızı şaşırmış durumdayız. Bir grup diyor ki; felsefe bilimdir çünkü düşünceye dayanır. Bütün bilimlerin de anası, babasıdır. Diğer grup ise bilim ile felsefenin metodoloji açısından çok farklı olduğunu söylüyor. Burada, kişisel görüş belirtmekten ileri gidemeyeceğimi önceden söylemek isterim.

Bilim nedir? Diye düşünürsek; rasyonel bir tanım bekleriz. Fakat, şunu biliyoruz ki bilim sürekli değişiyor. Düşünme ile başlayan, sorgulamanın ve gerçeği aramanın ardından “daha” rasyonel hale gelen düşüncelere, bulgulara biz “bilim” diyoruz. Bundan yüzyıllar önceki bilgimiz nasıl sınırlıysa, belki de şu anki bilgimiz de o derece sınırlı. Burada, rasyonellik tanımımızın “anlık” olduğunun farkına varmamız gerekiyor.

Felsefe ile Bilimin Farkları

Aslında bilim ile felsefe çok da farklı şeyler değil. Felsefe, elbette daha düşünsel duruyor. Daha desteksiz gibi geliyor insana. Fakat, bilim için de bakacak olursak; sağlam olmayan desteklere sahibiz. Yani, burada bir ayrım yapmaktansa, iki alanın da “bir” ele alınabileceği kanaatindeyim. Zaten, böyle bir tartışmanın içine girmek de ayrı bir belirsizlik. Elbette felsefe, şahsına münhasır bir alan. Bunu kabul etmeliyiz. Fakat, diğer tarafta mutlak bir gerçeklikten söz edemiyoruz ki farklı kefeye koyalım. Bilim aslında tanımını karşılayamıyor. Çünkü değişiyor.

Düşünmek

Benim düşüncelerim bu yönde. Elbette, sizler farklı düşünüyor olabilirsiniz. Fakat, şunu belirtmek isterim ki; bu söylediklerim birbirine bir üstünlük yaratmıyor. Yani, felsefe bilim değildir de desem bir şey değişmeyecek. Felsefe felsefedir, bilim bilimdir de diyebilirsiniz. Pek gerekli ve nitelikli bir tartışma değil bu.

Önemli olan; neden, nasıl ve ne? Düşünmemiz gerektiğidir. Gelin, aşağıda daha detaylı inceleyelim.

Neden Felsefe Yapmalıyız?

Aslında, az önce de bahsettim. İnsan, doğası gereği düşünmeye mecburdur. Bu mecburiyet bizi felsefe yapmaya iter. Peki, neden felsefe yapmalıyız? Elbette, isteksiz bir düşünce ile isteyerek-çabalayarak ortaya çıkan bir düşünce arasında farklar var. Bu yüzden, neden felsefe yapmamız gerektiğini bilmemiz gerekiyor.

Basit bir örnekle sizlere anlatayım. İnsan, “doğası gereği düşünür” dedik. Peki insan, doğası gereği başka ne yapar? Lütfen düşünün! İnsanın elinde olmayan ve yapmakla zorunlu olduğu eylemler nelerdir? Hadi, birkaçı üzerinden neden felsefe yapmamız gerektiğine karar verelim.

İstemesek de hepimiz uyuyoruz değil mi? Peki, neden uykumuzu daha kaliteli hale getirmeye çabalıyoruz? Çünkü, daha rahat yaşamak istiyoruz. Daha konforlu, daha dinamik… İnsan, her an “daha iyi” için çabalar. Daha özgür olmak için para kazanmak, daha mutlu olmak için iyi bir eş ile evlenmek ister. Felsefe yapmak da insanı daha üstün kılar.

Dilerseniz, kısa bir videomla size katkı sağlayabilirim. Aşağıdaki videomda, neden felsefe yapmalıyız? Sorusuna cevap bulabileceksiniz. izledikten sonra abone ol tuşuna basarsanız sevinirim.

Videomu izlediğinize göre, yazımıza kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Eminim aranızda felsefe yapmak kafa şişirir kardeşim, diyenleriniz vardır. Fazla düşünmek insanı delirtir gibi inanışlara sahip olanlarınız da vardır. Fakat, basit bir mantıkla ilerledik farkındaysanız. Yapmak zorunda olduğumuz bir eylemi (örneğin uykuyu) daha iyi hale getirmek için çabalıyoruz. O zaman felsefe yaparak düşüncemizi de daha iyi hale getirmeliyiz.

Hepimiz bir cevap arıyoruz. Bu cevabı bulmak için de düşünmek ve felsefe yapmak zorundayız. Bu doğal eylemi gerçekleştirirken de istekli olmalıyız ki daha iyiye ulaşabilelim.

Unutmayın! Cevap, her zaman belirsizlikten iyidir.

Felsefeye Nereden Başlanmalı?

Felsefeye nereden başlanacağı konusunda sorularınız olabilir. Bu yazıyı okuyan kişi hayatında ilk defa felsefe yapacak da olabilir. Bu oldukça normal bir durum. Bunun için sizlere hazırladığım rehber niteliğinde bir yazım var. https://kazimgokay.com/mutlaka-sorgulaman-gereken-5-soru/ linkinden okuyabilirsiniz. Felsefeye giriş yaparken sorgulamanızı önerdiğim 5 soruyu sizlerle paylaştım. Elbette bir sürü soru olacaktır kafanızda. İstediğinizden başlamakta özgürsünüz. Fakat, bazı soruları girişte cevaplamak ilerlemenize fayda sağlayacaktır.

Selam! Sevgili okuyucu. Büyük emek verdiğim ve kişisel gelişim, felsefe üzerine videolar çektiğim kanalıma, seni davet etmekten mutluluk duyarım. https://www.youtube.com/channel/UCUAn-7CHGi1goBL3JAqjSvQ linkine tıklayarak videolarıma ulaşabilirsin. Şimdiden teşekkür ederim.

Düşünce Nedir?

Onca satır yazı yazdım. Birçok yerde düşünceden bahsettim. Bu yazının devamı biraz daha detay içerdiği için düşüncenin tanımını yapmadan ilerlemek istemiyorum.

Düşünce, dış dünyanın insan zihnine yansıması sonucu oluşan ve düşünmenin ürünü olan bir görüştür. Düşünceyi, fikirlerimizin olgunlaşmış ya da seçilmiş hali olarak da tanımlayabiliriz. Ayrıca düşünce, materyalist bir tanımla; somut olan biyolojik aktivitelerin, zihnimizde soyut bir biçimde yansıtılmasıdır.

Felsefe Tarihi

Böyle bir başlık atmak gerçekten çok cesaret isteyen bir şey. Felsefe tarihi hakkında binlerce sayfa kitap varken burada 3-5 paragrafla özetlemek elbette imkansız. Haddim olduğu kadarıyla, felsefe tarihine dair fikrinizin oluşmasına katkı sağlayacağım.

Felsefe tarihi denince, bazı filozofları referans noktası olarak almamız gerekiyor. Başlangıca Thales’i koymak mantıklı gibi görünse de aslında başlangıca ilk insanı koymamız gerektiğini düşünüyorum. Ben Hz. Adem’i ilk insan olarak gördüğüm için onu, felsefe tarihinin en başına koyuyorum. Siz, kim derseniz deyin, fark etmez. İlk insan veya insanların arayışları sayesinde bu günlere geldik. O yüzden, felsefe tarihinin de başlangıcı ilk insan veya insanlardır.

Hz Adem

Devamında ise peygamber olarak gördüğümüz insanlar ve önemli liderler felsefe tarihinin başını çekiyor diyebiliriz. Çünkü, felsefenin ilk sorularından olan; varlıkların başlangıcı nedir? Sorusuna, onlar cevap vermiştir. Daha önce din ve toplum ilişkisini ele aldığım bir yazımda anlattığım gibi; Göbeklitepe, büyük bir ihtimalle tarihteki en eski dini yapılardan. Bundan yaklaşık 12 bin sene önce inşa edilmiş. Thales’in doğumundan da yaklaşık 9 bin sene önce. Göbeklitepe örneğine baktığımızda, felsefi arayışın çok eskilere dayandığını görebiliyoruz.

O kadar eskiye gitmeden de din ile felsefenin, bilimin ilişkisini kolaylıkla görebiliriz. Abbasiler, Endülüs Emeviler dönemlerini düşünürsek, dinin düşünce dünyasına olumlu katkı yaptığını da görebiliriz. Din, felsefenin en önemli yoldaşlarından biridir. Bu yüzden, felsefe tarihini Thales ile başlatmayı gereksiz bir sınırlandırma olarak görüyorum.

Elbette, tarih denince yazıyı muhatap almamız yanlış değildir. Yazılı kaynaklar doğrultusunda Thales, Platon gibi ilk dönem filozofları dikkate alınmalıdır. Fakat, ben; okuduğum hiçbir yazıda, onlar öncesi dönemin anlatıldığına rastlamadım. Nedense, insanlar düşünmeye M.Ö 600lerde başlamış gibi bir anlatım var. Bu hatayı düzeltmek adına, “felsefe tarihinin başlangıcı ilk insanlardır”, diyorum. Bundan sonraki büyük felsefi adımları da peygamberler ve simge liderler atmış diyebilirim.

Hitabet ve Konuşma Yeteneği

Felsefe tarihi hakkında çokça detay var. Dediğim gibi, bu konuda çok önemli kitaplar varken “burada felsefe tarihini anlatıyorum”, demem doğru olmaz. Felsefe tarihi okumaları yaparken anlattıklarımın size farklı bir bakış açısı kazandıracağına inanıyorum.

Felsefe tarihini daha iyi öğrenmek, daha çok okumak istiyorum diyorsanız, sizlere bazı kitap önerilerinde bulunacağım. Aşağıdaki kitaplar size, düşünce dünyası ve tarihi konusunda oldukça fayda sağlayacaktır.

Felsefe Tarihi Kitap Önerileri

Burada, sizlere 5 adet kitap önerisinde bulundum. Elbette, okunabilecek bir sürü kaynak var. Hangilerini yazsam bilemedim. Bu yüzden, popüler olan ve beğendiğim 5 kitabı sizlere listeledim.

  • Modern Dünyada Felsefe (Anthony Kenny)
  • Felsefe Tarihi: Thales’ten Baudrillard’a (Ahmet Cevizci)
  • Batı Felsefesi Tarihi (Bertrand Russel)
  • Felsefe Tarihi (Alfred Weber)
  • Felsefenin Kısa Tarihi (Nigel Warburton)

Umarım, yukarıdaki kitaplar hoşunuza gider ve size katkı sağlar.

Artık, felsefe tarihinde ortaya çıkmış bazı akımları anlatmanın vakti geldi diye düşünüyorum.

Felsefi Akımlar

Yine geldik yazsak bitmeyecek maddelere. Temelde 5 ana felsefe akımını inceleriz. Derslerde, lise ve dengi okullarda bunlar konuşulur. İdealizm, Natüralizm, Varoluşçuluk, Pragmatizm ve Realizm ilk beşi oluşturur diyebilirim. Fakat, felsefi akımlar bunlarla sınırlı değildir. Sizlere, bildiğimiz bu beş akımı listeledim. Diğer akımlara daha sonra göz atmanızı öneririm.

    1. İdealizm: Bilgide, düşünceyi temel alır. Varlığı, insan düşüncesi tarafından ortaya çıkan bir “şey” olarak tanımlar. İdealizm’e göre madde, gerçek değildir ve tamamen zihinseldir. Platon’un “İdealar kuramı” ile ortaya çıkmıştır. Kısaca “düşüncecilik” olarak tanımlanabilir.
    2. Natüralizm: “Doğalcılık” olarak adlandırılır. Doğanın kanunları = Bilimsel kanunlar şeklinde bir anlayışa sahiptir. Evrenin, dünyanın oluşumunu rastlantısal ve doğal olarak tanımlar. Anlam, neden gibi arayışların natüralistler için büyük bir karşılığı yoktur.
    3. Varoluşçuluk: Diğerlerine göre, çok daha yeni olan bir akımdır. 2. Dünya savaşından sonra varoluşçuluk akımının büyümesi de aslında biraz psikolojiktir. Kolayca görülebileceği üzere, savaş sonrası insanlar çeşitli sorgulamalara yönelmiştir. Varoluşçuluğun çıkışı ise “insan, bu dünyada terkedilmiş” düşüncesi ile olmuştur.
    4. Pragmatizm: En kısa tabirle, faydacılık olarak tanımlanır. “Bir bilgi, günlük hayatta işe yarıyorsa doğrudur, yaramıyorsa yanlıştır” sözüyle, Pragmatizm kısaca özetlenebilir. Bana kalırsa, biraz katı bir tutuma sahip bir akımdır. Dilemmalara karşı faydacıların verdiği cevaplar da oldukça nettir. Potansiyel olarak, hangisi iyi görünüyorsa onu seçerler. Halbuki doğru, bu kadar kolay tanımlanamaz.
    5. Realizm: Evrende, gözlemcinin bilgisi dışında bir gerçekliğin olduğunu savunur. Kısacası, nesnelliği savunur. Realistlere göre, varlık var mıdır? Sorusunun cevabı; “evet, vardır” şeklindedir.

Felsefe akımlarını kısaca özetledik. Şimdi sıra felsefenin alt dallarında. Bildiğiniz üzere, felsefe çok detaylı bir dal. Bu yüzden, birçok konuya ev sahipliği yapıyor. Kısaca, bunlardan bahsedelim ve yavaş yavaş yazımızın sonuna gelelim.

Felsefenin Alt Dalları

Aşağıya listelediğim ve tanımladığım alt dallar, okul hayatınızda oldukça işinize yarayabilir. Eğer, felsefe yapmak isteyen biriyseniz de ilgileneceğiniz temel konuları öğrenmek işinize yarayacaktır.

  1. Bilgi Felsefesi: Bilginin kaynağını, yapısını araştırır. Bilginin kaynağı nedir? Bir şey, gerçekten bilinebilir mi? Doğru bilgi mümkün müdür? Doğru bilginin kaynağı nedir? Gibi sorularla ilgilenir.                                       
    Doğru bilgiye ulaşma konusunda, sizler için hazırladığım içeriğime https://kazimgokay.com/dogru-bilgi/ bu linkten ulaşabilirsiniz.
  2. Varlık Felsefesi: Neden varız? Varlığın ilkeleri nelerdir? Gibi sorulara cevap arar. İnsanın varoluş amacıyla ilgilenir ve çeşitli cevaplar bulur. Karıştırılmaması gereken bir şey şudur ki; varlıkları değil, varlık kavramını inceler. Yani, insanı incelemektense varlığın kendisini inceler.
  3. Din Felsefesi: Dini konu edinen felsefi disiplindir. Tanrı var mıdır? Tanrının kaynağı nedir? Tanrı varsa, varlığını kanıtlayabilir miyiz? Gibi soruları ele alır.
  4. Ahlak Felsefesi: Temelde insanı konu alır. İyilik, kötülük, vicdan gibi insani kavramları inceler. Ahlakın kaynağı nedir? Evrensel ahlak yasası var mıdır? İdeal ahlak sistemi nedir? Gibi sorulara cevap arar.                             
    Bu sorulardan olan, İdeal Ahlak Sistemi Nedir? Yazımı; https://kazimgokay.com/ideal-ahlak-sistemi/ adresinden okuyabilirsiniz.
  5. Estetik: Güzel olanı araştırır. Güzellik kavramını ve anlayışını inceler. Evrensel bir güzellik anlayışı olabilir mi? Sanat ne ifade eder? Gibi sorulara cevap arar. Bu arayış, altın oranın ortaya çıkmasında oldukça etkili olmuştur.

Buraya eklenebilecek; siyaset felsefesi, bilim felsefesi gibi alt dallar da var. Fakat ben, felsefenin özünden pek uzaklaşmak istemediğim için temel olarak gördüğüm 5 alt dalı listeledim.

Biliyorsunuz ki felsefe tarihine damga vurmuş bazı sözler vardır. Lisede, felsefe derslerinde ezberletilen sözlerdir onlar. Maalesef eğitim sistemimiz; bir düşüncenin amacını, nedenini öğretmektense o düşünceden varılan sonucu ezberletmeye çalışıyor. Felsefe öğrendiğini sanan biri, genelde birilerinin sözlerini ezberlemekten öteye gidemiyor.

Üzülerek söylüyorum ki felsefe böyle öğrenilmez. Bu, bir insana hiçbir şey katmaz. Beni bir teste sokup bu sözlerin kime ait olduğunu sorsanız, büyük ihtimalle sınıfta kalırım. Açıkçası, umurumda değil; kim, neyi söylemiş. Önemli olan; sözleri ve düşünürleri ezberlemek değil, vardıkları sonucun yolunu, mantığını öğrenmek ve algılamaktır.

Fakat, sizler için hoşuma giden ve hoşuma gitmese de klasikleşmiş bazı sözleri aşağıya listeledim. Sizden tek ricam, yukarıdaki mantığımı unutmayın ve hayatınızda uygulayın. Aşağıdaki sözleri ezberlemeniz için değil, manasını kurcalamanız için paylaşıyorum.

Klasikleşmiş Felsefi Sözler

Pierre Abélard: “Felsefe; inanılanın, inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır”, der. Bu sözü, beni gerçekten etkilemiştir. İnanç deyince, maalesef dinden başka bir şey aklımıza gelmiyor. Aslında, inanç kavramı çok daha geniş konuları ilgilendiriyor. İman ve inanç kavramını daha detaylı anlatabilmek adına sizleri https://kazimgokay.com/iman-nedir/ adresindeki içeriğimi okumaya davet ediyorum.

Alber Camus:  “İnsan, olduğu gibi olmayı reddeden tek yaratıktır”.

Konfüçyüs: “Uzun bir yolculuk, tek bir adımla başlar”.

Heraklitos: “Her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimdir”. Sözüyle güzel bir şey anlatmak istese de kendi içinde paradoksa girmiştir.

Sokrates: “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir”.

Francis Bacon: “İnsan, kesin şeylerle yola başlarsa, varacağı yer kuşku olacaktır. Kuşku ile yola başlarsa, o zaman kesinliklere ulaşacaktır”.

Hypatia: “Düşünme hakkınızı saklı tutun, yanlış düşünmek bile hiç düşünmemekten iyidir”.

Son

Yazımızın sonuna geldik. Umarım, faydam dokunmuştur. Eğer, diğer yazılarıma göz atmak istiyorsanız; felsefe kategorimi ziyaret etmenizi öneririm. Yazıyla ilgili görüşlerinizi yorumlara bekliyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, takipte kalın!

Kazım Gökay Çiftci

Sorgu Vakti Kanalı kurucusu. Onlarca madalyaya ve kupaya sahip eski basketbolcu. SEO Uzmanı ve yazar. Bir sloganı da var; "hayatını anlamlı yaşa!"

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Geçmişten günümüze felsefe adlı bir konum var (performans ödevi)ve iki gune yetişmesi gerekiyor fakat düzgün bir icerik bulamadım ya cok yuzeysel anlatılmış ya da ödevimin konusuyla alâkalı olmayan yazılar.Mümkünatı varsa yardımcı olabilir misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu