fbpx
FelsefeKişisel Gelişim
Trend

Doğru Bilgiyi Nasıl Ayırt Ederiz?

Bu yazıya tıkladıysan eminim ki içinde hepimizin ihtiyacı olan o merak, araştırmacı ruh var ve bu çok güzel bir şey. Bilgi geçmişten günümüze yığınla birikiyor ve bir yerde biz doğruyu ve yanlışı ayırt edememeye başlıyoruz. Dünyadaki araştırmacıların, tarih yazanların hepsi iyi niyetli ve şeffaf değil. Peki biz doğru bilgiyi nasıl ayırt edeceğiz?

Yalan Habercilik

Şunu bilmenizi isterim ki kandırılmamız çok kolay. Birini dinlerken; saygılı ama sorgulayıcı bir biçimde hareket etmemiz gerekiyor. Çok basit taktikler vardır, yanlış bilgiyi çaktırmadan anlatma konusunda. Örneğin, 3-4 tane art arda doğru bilgi söylediniz, herkes sizi onayladı, kimse 5. Söylediğinizin doğruluğunu sorgulamaz. Çok nadirdir, doğru-yanlış süzgecini aktif tutan. Bizler hemen yelkenleri indiririz. Ya da sizin hassas olduğunuz bir konu yakalanır, oradan yürürken araya birkaç sıkıntılı düşünce sıkıştırılır, ruhunuz duymaz. İlerleyen zamanda da başkasına o bilginin doğru olduğunu aktarırsınız, çünkü beyninize o şekilde kodlamışsınızdır.

Bu kadar kolay kandırılabiliyorken kendimize vermemiz gereken ilk söz “duyduğum bilgiyi hemen kabul etmeyeceğim” olmalı. Bizler dikkatsiz davrandıkça doğrudan-gerçekten uzaklaşıyoruz. Sosyal medyada etkileşim o kadar hızlı ki, biri bir şey uyduruyor, anında milyonlar o yalana inanıyor. O yüzden ilk olarak, ahlaki bir adım atmamız ve her duyduğumuza, gördüğümüze inanmamamız lazım.

Doğru Bilgiye Ulaşma Yolları

İkinci aşamaya geçtik. İnanmadık o söylenenlere. Araştırmaya başlıyoruz ama bu sefer de bir sürü kaynak var. Hangisi doğru, hangisi yanlış anlayamıyoruz. İşin felsefesine girmeyeceğim çünkü doğru bilginin varlığı da tartışılan bir şey. Onun haricinde; elimize ulaşan bir tarihi belgeyi de imzalanırken kamerayla kayıt altına almadık, kesin doğru diyemeyiz. İnsanların sözüne, gördüğümüz belgelere inanmak zorundayız. Ben onları bir kenara bırakıyorum şimdilik.

Araştırmaları internetten yapıyoruz hepimiz. İlk önerim taraflı sitelerden uzak durun. Önce ana kaynağa bakın. Bu konuda kimsenin kütüphanelere gidip ansiklopedi kurcalamayacağını biliyorum. Pandemi de var, artık iyice internete kaldık. Sizlere online kütüphanelerden yararlanmanızı öneriyorum. Aşağıya birkaçının linkini bırakacağım. Korkmayın! Hepsi ücretsiz. O kadar çok kaynak var ki, müzelere gidip göremeyeceğiniz bazı tarihi eserleri internette taranmış biçimde bulabiliyorsunuz.

Aradığınız bilginin sahibine direkt ulaştıktan sonra diğer insanların fikrini, yorumunu değerlendirin. Ana kaynağa ulaşmanız çok kolay. Artık haber doğrulama siteleri de çıktı. Bir haberin doğruluğunu teyit eden siteler var. Oralara da göz atmanızı öneririm. Yine birkaçının linkini bırakırım. Bu arada bu tip kütüphanelerde gezinmek için bir şart var, o da dil. Ne kadar çok dil biliyorsanız, doğru bilgiye ulaşmanız da o kadar kolaylaşır.

Önce Kendinize Bakın

Buraya kadar problem yok, biraz daha yelpazeyi genişletelim, kendimize dönelim. İnsan kendi fikrine mantıklı gelen neyse onu doğru kabul etmeye meyillidir. Araştırma konumuza tarafsız bir haberci edasıyla yaklaşmalıyız. Sırf kafamıza uyuyor diye o bilgiyi doğru kabul etmemeliyiz. Bir örnek veriyim sizlere; İstanbul’un fethinde şehit olan Osmanlıların sayısı Bizanslılara göre çok daha fazla. Kaynaktan kaynağa değişmekle birlikte neredeyse 10 kat fark olduğu söyleniyor. Doğru veya yanlış bu bilgiyi de araştırın tabii. Ama ilk duyduğumuzda ne deriz? Biz İstanbul’u fethettik, onları yendik, ezdik falan filan. Sayısal açıdan da üstün olmayı bekleriz. Onlar daha çok kayıp versin isteriz. Bu arada stratejik açıdan bakarsak, kaleyi savunanların daha az kayıp vermesi doğaldır, onu tartışmıyorum şu an. Ama biz bilmeyince, işimize geldiğini doğru kabul ederiz.

Doğru bilgiye ulaşmadaki en büyük engelimiz kendimiz aslında. Burada da bir taktik veriyim; iki uç görüşü yan yana alın, ortalaması doğru olandır. Bu kadar basit aslında, yüzde 99 tutar bu. Aşırı savunan ve aşırı yermeye çalışanların görüşlerine bakarak bile doğruyu kendiniz görebilirsiniz.

Psikolojik Oyunlara Aldanmayın

Psikolojik oyunların da farkına varmak için size bir iki taktik veriyim. Genelde farklı bir amaçla yazılmış yazılar, bilimsel dahi olsa, içinde dine, dile, ırka bir gönderme bulundurur. “Zaten’li” cümle çok olur, sizin onayınızı almaya çalışır. Az önce de dediğim gibi, herkesin hassas olduğu bir yeri yakalar, milliyetçilik gibi… Sonuna empoze etmek istediği fikri koya, arada kaynatır.

Sonuç

Bilgi halen güçtür ve çok değerlidir. Doğru bilgiye de ulaşmakla mükellefiz. Aşağıya bıraktığım sitelere mutlaka göz atın. Milyonlarca kitabı ücretsiz bir şekilde okuyabilirsiniz. Yazımın video halini aşağıdan izleyebilirsiniz. Kanalıma abone olursanız sevinirim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın.

Yazıda Bahsettiğim Bazı Siteler: https://archive.org http://ekitap.yek.gov.tr/ https://davidrumsey.com https://teyit.org https://isam.org http://www.openculture.com http://archiviodistatovenezia.it

Kazım Gökay Çiftci

Sorgu Vakti Kanalı kurucusu. Onlarca madalyaya ve kupaya sahip eski basketbolcu. SEO Uzmanı ve yazar. Bir sloganı da var; "hayatını anlamlı yaşa!"

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu